Londra’nın merkezinde yer alan ve Kraliyet Parklarının en büyüğü Hyde Park’tır.

Londra’da gezilecek yerler arasındaki yeşilin büyüleyici tonlarını barındıran Hyde Park, hem İngiltere’de yaşayanların hem de turistlerin en çok ilgisini çeken yerler arasında gelmektedir. Ayrıca, dünyanın en büyük parkları arasında da yer alır.

350 dönümlük bir alana kurulmuş Londra’nın kalbinde resmedilmeye değer Hyde Park,  yüzme ve kano gibi çeşitli etkinliklere ve açık hava konserlerine de ev sahipliği yapar.

Hyde Park: Photo by Marcus Freise on Unsplash

Hyde Park’ın tarihi hakkında birkaç kısa bilgi paylaşmak istiyoruz.

Kral VIII. Henry 1536 yılında, Westminster Abbey keşişleri tarafından kullanılan Hyde Park’a el koyarak parkı geyik avında kullanmış ve park o yıllarda halka kapalı tutulmuştur. 1637 yılında Kral I. Charles parkı halka açmış ve 1730’lu yıllarda ise Kral II. George eşi Kraliçe Caroline için Serpentine Gölü’nü yaptırmıştır.

Hyde Park, doğal güzelliğinin ve Kraliyet Parklarının en büyüğü olmasının çok daha ötesinde bir anlam taşır. 1665 yılında büyük vebanın yaşandığı dönemde birçok kişi bu hastalıktan kurtulmak umuduyla burada kamp kurmuş, 1851 yılında Kraliçe Victoria döneminde Büyük Sergi Hyde Park’ta sergilenmiş ve Kraliçe II. Elizabeth’in tahttaki 25. yılının şerefine yine burada Gümüş Jübile Sergisi düzenlenmiştir. Hyde Park, milli kutlamalarda İngilizlerin buluşma noktası haline gelmiştir.

Hyde Park’ın içinde birçok farklı çeşme, anıt ve heykel bulunmaktadır.

Hyde Park: Photo by Damiano Baschiera on Unsplash

Hyde Park’ta fikirlerini dile getirmek isteyen herkesin rahatça konuşabileceği köşe olan Speakers’ Corner, yüzme ve kano etkinlikleri ile oldukça popüler aktivitelerin yapıldığı Serpentine Gölü, Prenses Diana anısına yaptırılan Prenses Diana Çesmesi vardır. 

Konserler ve Sinema Tarihi ile Hyde Park

Pink Floyd, The Rolling Stones, Queen, Elvis Costello, Pavarotti gibi birbirinden ünlü grup ve sanatçılar büyük kalabalıklara konser vermiştir.Hyde Park, 2008 yılında Nelson Mandela’nın 90. Doğum Günü Konseri’ne de ev sahipliği yapmıştır.

Hyde Park: Photo by Daniel Martins on Unsplash

İngiliz mucit William Friese- Greene tarafından dünyanın ilk hareketli resimleri kullanılan Apsley Kapısı, Hyde Park yakınlarında çekilmiştir. O zamandan beri Hyde Park film mekanı olarak kullanılmaya başlanmış. 1944’te iki dünya savaşı arasındaki sıradan bir ailenin yaşamını konu alan The Happy Breed filminde Speakers’ Corner’dan bir sahneye yer verilmiş. Jules Verne’in meşhur romanlarından olan ‘Seksen Günde Devri Alem’ in açılış jeneriğinde parkın güneyindeki Rotten Row kullanılmış. Sinema tarihinin daha yakın zamanlarında Johnny English (2003), The Mother (2003), Stormbreaker (2006) filmlerinde de Hyde Park’tan sahneler mevcuttur.

Hyde Park: Marco Chilese on Unsplash

Nasıl Geleceksiniz?

Hyde Park’ın etrafındaki metro istasyonlarını tercih edebilirsiniz.

-Lancaster Gate

-Marble Arch

-Hyde Park Corner

-Knightsbridge

Lancaster Gate ve Marble Arch durakları Merkez Hat, Hyde Park Corner ve Knightsbridge ise Piccadilly Hattı üzerindedir.

Parka giriş çıkışlar ücretsizdir.

Hyde Park’ı pikniklerde, uzun yürüyüşlerde, buluşmalarda, köpeğinizi gezirmede, güneşli günlerde doğanın tadını çıkarmada keyifle tercih edebilirsiniz. 

Hyde Park’ın yakın çevresinde bulunan Londra’da gezilecek yerlerden biri olan Buckingham Sarayı bir sonraki durağınız olabilir. Buckingham Sarayı hakkında yazımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz. 🙂